<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın &#187; Aile, Evlilik ve Çocuklar</title>
	<atom:link href="http://www.kadinisterse.org/category/aile-evlilik-ve-cocuklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinisterse.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Apr 2011 11:46:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Evlilik terapisti gerektiren durumlar</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/evlilik-terapisti-gerektiren-durumlar.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/evlilik-terapisti-gerektiren-durumlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 09:50:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[terapist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18616</guid>
		<description><![CDATA[1) Bireysel psikoterapi yöntemleri evli bir kişinin sorunlarının çözülmesinde yetersiz kaldığında evlilik terapisi gerekebilir. Bu durumlarda çoğu kez evli kişinin sorunları evlilik ilişkisinden kaynaklanmaktadır

2) Bireysel psikoterapi tekniklerini uygulamak güçleştiğinde, evlilik terapisi gerekebilir. Bazı durumlarda kişi sorunlarını anlatmak istemez ve konuşmamakta ısrar eder ya da çok kısa cevaplar verir ve bireysel psikoterapi tekniklerini uygulamak olanaksız hale [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1) Bireysel psikoterapi yöntemleri evli bir kişinin sorunlarının çözülmesinde yetersiz kaldığında evlilik terapisi gerekebilir. Bu durumlarda çoğu kez evli kişinin sorunları evlilik ilişkisinden kaynaklanmaktadır<br />
<span id="more-18616"></span><br />
2) Bireysel psikoterapi tekniklerini uygulamak güçleştiğinde, evlilik terapisi gerekebilir. Bazı durumlarda kişi sorunlarını anlatmak istemez ve konuşmamakta ısrar eder ya da çok kısa cevaplar verir ve bireysel psikoterapi tekniklerini uygulamak olanaksız hale gelir. Bu durumda evlilik terapisi uygun olabilir. Eşinin paylaşımı ve katkıları ya da karı ve kocayı birlikte görüp eşinin izni alınarak diğer eşten evlilik sorunlarını anlatmasını ister. Böylece, eşi kendi duygu, düşünce ve özlemlerini de katarak anlatmaya başlayabilir.</p>
<p>3) Evli eşler arasındaki bir çatışma veya kavgadan sonra eşlerden biri aniden bir uyumsuzluk belirtisi geliştirdiği zaman da evlilik terapisi gerekebilir. Özellikle kültürümüzde çoğu kez eşler evlilik sorunlarını küçümseme ve evlilik sorunlarını örtbas etme eğilimindedirler. Bu şekilde<br />
duyguların bastırılması eşlerde bazı belirti ve semptomlar geliştirmelerine neden olabilir. Bu sorunlar ilk bakışta bireysel bir sorunmuş gibi görünebilirse de dikkatli gözlendiği zaman bunların bir evlilik sorunu olduğu anlaşılabilir. </p>
<p>4) Doğal olarak ve genelde, birbirleriyle iyi geçinemeyen ve sürekli olarak tartışma içinde olan eşler, ilişkilerinde bir aksaklık olduğunu kavrarlar ve bu durumda da evlilik terapisi gerekir.<br />
Kuşkusuz, daha başka özel durumlarda da evlilik terapisi gerekebilir. Önemli olan buna ihtiyaç duyulduğunda yardım almanın geciktirilmemesidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/evlilik-terapisti-gerektiren-durumlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayrılma Boşanma</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/ayrilma-bosanma.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/ayrilma-bosanma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 09:41:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[ayrılma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18614</guid>
		<description><![CDATA[1. Evlilikte karşılaşılan zorluklar, yaşanan anlaşmazlıklar ve tartışmalar, evlilik ve aile ilişkilerinin sürekli olarak yıpranmasına sebep olur. 
2. Eşlerin birbirine yabancılaşması, aile içerisinde gerilimlerin oluşmasına yol açar. 
3. Ayrılma fikrinin dile getirilmesi ve tartışılması, aile üyelerinde korku ve kaygı uyandırır, üyeler bu korku ve kaygıları giderebilmek amacıyla çeşitli yollara başvurabilir. (örneğin çocuklarda anne-babaya aşırı düşkünlük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1. Evlilikte karşılaşılan zorluklar, yaşanan anlaşmazlıklar ve tartışmalar, evlilik ve aile ilişkilerinin sürekli olarak yıpranmasına sebep olur. </p>
<p>2. Eşlerin birbirine yabancılaşması, aile içerisinde gerilimlerin oluşmasına yol açar. <span id="more-18614"></span></p>
<p>3. Ayrılma fikrinin dile getirilmesi ve tartışılması, aile üyelerinde korku ve kaygı uyandırır, üyeler bu korku ve kaygıları giderebilmek amacıyla çeşitli yollara başvurabilir. (örneğin çocuklarda anne-babaya aşırı düşkünlük oluşabilir, veya çocuklar anne-baba rolünü üstlenmeye çalışabilirler[1]) </p>
<p>4. Ebeveynlerin ayrılmaya karar vermesi, evden hangi aile üyelerinin ayrılacağı, hangilerinin evde kalacağı konusunda soru/sorunların ortaya çıkmasına sebep olur. </p>
<p>5. Çocuklar ebeveynlerden birinden ve/veya kardeşlerden ayrılmak zorunda olduğunda, kime “sadık kalınması” gerektiği konusunda kendi içlerinde bir çatışma yaşarlar. </p>
<p>6. Ebeveynlerin ayrılmaya ve/veya boşanmaya karar verdikten sonra aynı çatı altında yaşıyor olmaları, ev içerisinde soğukluk ve yabancılaşma yaşanmasına sebep olur. </p>
<p>7. İki farklı evin harcamalarını karşılamak zorunda olmanın getirdiği maddi yükümlülükler ve zorluklar, aile üyelerini alıştıkları konfordan ödün vermek zorunda bırakır.</p>
<p>8. Aile üyelerinde anksiyete belirtileri, depresyon ya da dışa vurum (madde kullanmı, okulda başarısızlık) görülebilir. </p>
<p>9. Yeni aile üyelerinin (üveyanne/üveybaba/üvey çocuklar/üvey kardeşler) varlığı söz konusu olduğunda, uzlaşma-uzlaştırma sorunları yaşanır. </p>
<p>10. Tek anne/babalar, özellikle de eski eşin yetersiz destek verdiği ya da hiç destek vermediği durumlarda, çocuk yetiştirirken sorunlarla karşılaşırlar. </p>
<p>11. Çocuklar ebeveynlerinin evliliğinin yürümemesinden kendilerini sorumlu tutarlar, kendilerini suçlu hissederler</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/ayrilma-bosanma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların yakınlarını kaybetmesi halinde nasıl davranmalıyız?</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/cocuklarin-yakinlarini-kaybetmesi-halinde-nasil-davranmaliyiz.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/cocuklarin-yakinlarini-kaybetmesi-halinde-nasil-davranmaliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 09:37:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[çocuğun yakının ölmesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[çocukların yakınlarını kaybetmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18612</guid>
		<description><![CDATA[Ailenin bir üyesi öldüğünde, tüm çocuklar şöyle ya da böyle bundan etkilenir ve yetişkinlerden farklı davranırlar. Yaşı çok küçük olan çocuklar ölümü anlamakta zorlanabilirler. Sevdiği birini kaybeden bir çocuğun kendini güvende hissetmesi ancak ailedeki en yakın üyelerden gelecek sevgi ve şefkatle mümkündür.
Ölüm acısının ve yaşanan karmaşık duyguların üstesinden gelmek çok güçtür. Küçük çocuklar aileden birinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ailenin bir üyesi öldüğünde, tüm çocuklar şöyle ya da böyle bundan etkilenir ve yetişkinlerden farklı davranırlar. Yaşı çok küçük olan çocuklar ölümü anlamakta zorlanabilirler. Sevdiği birini kaybeden bir çocuğun kendini güvende hissetmesi ancak ailedeki en yakın üyelerden gelecek sevgi ve şefkatle mümkündür.<br />
Ölüm acısının ve yaşanan karmaşık duyguların üstesinden gelmek çok güçtür. Küçük çocuklar aileden birinin ölümüyle ilgili duygularını dile getiremezler. Bu yüzden çocuklar, ölüm hiç olmamış ve kendileri bundan hiç etkilenmemiş gibi davranabilirler. Ölümle ilgili duygularını anlaşılması zor, farklı davranışlarla ve oyunlarıyla belli ederler. Çok küçük çocuklar bile, ifade edememelerine rağmen derin bir yas duygusu yaşarlar.<span id="more-18612"></span></p>
<p>Okul öncesi yaştaki çocuklar ölümü genellikle geçici bir durum sanırlar. Ölenin geri gelmesinin mümkün olduğuna inanırlar. Çizgi filmlerde ölen ve tekrar yaşama dönen kahramanları gördükleri için bu inancı taşımaktadırlar. Yaşları 5 ila 9 arasında olan çocuklar, ölümü yetişkinler gibi algılamaya daha hazırdırlar ama yine de kendilerinin veya yakınlarının ölebileceğine inanmazlar. </p>
<p><strong>Çocuklar sevdikleri birinin ölümü karşısında nasıl davranırlar? </strong></p>
<p>Yas tepkisi beş aşamadan oluşur. Bunlar şok, korku, öfke, suçluluk ve kederdir. Bu aşamalar, aslında ister çocuk, ister yetişkin, ister doktor, ister hemşire olsun, ölümü yaşayan herkes için geçerlidir. Ancak herkesin bu aşamalardan geçerken gösterdiği davranışlar farklılaşabilir. </p>
<p>Kardeşi ya da anne-babasından biri ölen bir çocuk, çok büyük bir şok yaşayabileceği için bu ölümün gerçek olduğuna inanmaz. Sanki olmamış gibi davranabilir. Aile üyeleri ya da akrabalar, kendileri olayın şokunu üzerlerinden atamadıkları için, çocuğu istemeden ihmal edebilirler. “Çocuktur” diye onun neler hissettiği ile ilgilenmeyebilirler. Bu da durumu daha karmaşık hale getirir. </p>
<p>Anne ya da babasının ölümünden sonra çocuk kendisine şimdi kimin bakacağını merak eder, endişe duyabilir. Sevdiği diğer insanları da kaybedeceğini düşündüğü için yoğun bir korku içinde olabilir. Yakınlarının eteğine yapışır ve sıklıkla kendisini sevip sevmediklerini ya da ne kadar sevdiklerini sorabilir. </p>
<p>Ölen kişi, çocuğun dünyasında çok önemli bir yer tuttuğu ve çocuk kendini onun yanında güvende hissettiği ve o kişinin ölümü ile birlikte bu güven duygusunu yitirdiği için çocuk öfkelenebilir, kızabilir ve saldırganlaşabilir. Bunlar normaldir. Bu öfke onun itiş-kakışmalı oyunlarında, kabuslarında, gergin ve sinirli davranışlarında kendini gösterebilir. Çocuğun öfkesini, ailenin sağ kalan bireylerine yöneltmesi de epey sık görülür. </p>
<p>Annesi ya da babası ölen bir çocuk genellikle, daha küçük bir çocukmuş gibi davranabilir. Bebeksi tavırlarla, sürekli beslenmeyi, kucaklanmayı ve altının bağlanmasını isteyebilir. Konuşması bebek gibi olur parmağını emmeye, kekelemeye ve gece altını ıslatmaya başlayabilir. </p>
<p><strong>BUNLARIN ÇOK DOĞAL AMA GEÇİCİ TEPKİLER OLDUĞUNU UNUTMAYIN.</strong> </p>
<p>Küçük çocuklar yakınlarının ölümüne kendilerinin sebep olduğuna inanırlar. Şöyle ki, eğer depremden çok daha önce, kardeşi, anne ya da babasına kızdığı için, yaşının gereği çok doğal bir tepki olarak, “keşke ölse” diye düşünmüşse bu dileğinin gerçekleştiğini sanır ve bundan büyük bir suçluluk duyabilir. Çocuk baş ve mide ağrısı çekebilir, kendisinin de öleceğinden korkabilir. Daha büyük çocuklar ölen kişiyi taklit edici davranışlar içine girebilir. </p>
<p>Çocuğun ölüm olayı karşısında gösterebileceği bu davranışların hepsi normaldir. Bu tür bir yas sürecinden geçen kişi için zaman önemli bir faktördür. Uzmanlara göre, çocuğun önemli bir ölüm olayının ardından 6 ay sonra, artık yavaş yavaş normal davranışlarına dönmesi ve günlük yaşantısını sürdürmesi beklenir. Ancak aileler, bu davranışların yanında, normal olmayan belirtilerin de farkında olmalıdırlar. Ölümü izleyen haftalarda, bazı çocukların ölen yakınının sağ olduğu konusunda ısrar etmesi doğaldır. Ama ölümün uzunca bir süre inkar edilmesi veya ölenin arkasından ağlayıp üzülmekten kaçınma, üzüntüyü uzun bir süre bastırmak, sağlıklı tepkiler değildir. Bu davranışlar, daha ileride kendini ciddi sorunlar halinde gösterebilir. Eğer bu altı aylık süre sonunda, söz konusu tepkiler devam ediyorsa ve aşağıdaki türden belirtiler varsa, çocukla ilgilenen kişilerin bir öğretmen, çocuk doktoru ya da bir ruh sağlığı uzmanından yardım istemeleri yararlı olacaktır. </p>
<p>Çocuğun altı aydan daha uzun sürecek şekilde, gündelik olaylar ve faaliyetlerle ilgilenmemesi, her şeye karşı ilgisiz olması; </p>
<p>Altı aydan daha uzun bir süre, “bebeksi” davranışlarını sürdürmesi; </p>
<p>Ölen kişinin davranışlarını aşırı şekilde taklit etmesi, sürekli onunla beraber olmak istediğini tekrarlaması; </p>
<p>Arkadaşlarından uzaklaşması; </p>
<p>Okul başarısının çok önemli bir şekilde gerilemesi; okula gitmek istememesi; </p>
<p><strong>Ölüm Olayının Çocuğa Söylenmesi:</strong> </p>
<p>Sevilen birinin ölümünün ardından geride kalanlar için en zor işlerden biri, bu konuyu çocuğa söylemektir. Aile üyeleri zaten kendileri kederliyken, bu sorun pekişmektedir </p>
<p>Ölümü kabul etmek ve bu üzüntünün üstesinden gelmek, pek çok yetişkin için bile çözülmesi zor bir sorun olduğundan, onlar çocukların da bu konuyla baş edemeyeceğine inanırlar. Ölümle ilgili konuşmalardan, törenlerden çocuğu uzak tutmaya çalışarak, onu koruyacaklarını sanırlar. Asıl bu durum çocukları endişelendirir, şaşkınlık yaşamalarına ve kendilerini yalnız hissetmelerine yol açar. Çevrelerindeki insanlardan en çok destek ve güvence istedikleri bir zamanda, zihinlerini kurcalayan pek çok soruyla baş başa kalırlar. Bu sorulardan bazıları arasında: “Bana şimdi kim bakacak?”, “Babam/annem/kardeşim/dedem, vb. neden öldü?”, “Ne zaman gelecek?” gibi sorular bulunmaktadır. Çocukların bu sorularına, onların anlayabileceği tatlı bir dille, olabildiğince gerçek ama basit cevaplar verin. Örneğin, 5 yaşından küçük bir çocuğa, ölen kişinin, uzun bir yolculuğa çıktığını, bu yolculuğun bildiğimiz yolculuklardan farklı olduğunu, o yüzden kendisine veda edemediğini ama her zaman bizi sevmeye devam edeceğini, bizi düşüneceğini söyleyebilirsiniz. Eğer çocuk 6 yaşında ya da daha büyük ise, ölümü, diğer canlıların (bir çiçek veya bir hayvan gibi) ölümü ile ilgili bir örnek vererek açıklayabilirsiniz. </p>
<p>Ölümün ardından olabildiğince kısa bir sürede gündelik yaşantıya dönün. Kimsenin kendisini bırakmayacağına, onu sevip bakacağına inanabilmesi için, şefkat ve ilginizi sık sık, çok açık bir biçimde gösterin. Sorularına yanıt vermiş olsanız bile o size tekrar tekrar sorabilir. </p>
<p>Sabırlı davranın ve sorularını tekrar tekrar yanıtlayın. Bazen çocuğun sorularının cevaplanması kadar sormaya cesaret edemediği ancak sizin sezdiğiniz ihtiyaçları da önemli olabilir. Bunların hepsi için çocuğu tatmin edecek şekilde açıklama yapmaya dikkat edin. Örneğin “Babam ne zaman geri gelecek?” sorusunun altında, “Bize kim bakacak?”, “Bizi kim koruyacak?” korkusu olabileceğinden, yanıtınız şöyle olabilir: “Yavrum, baban maalesef geri gelmeyecek, biz onu artık göremeyeceğiz ama hep seveceğiz. Hep düşüneceğiz. Ama merak etme hayatımız çok fazla değişmeyecek, sen okuluna gidebileceksin, arkadaşlarınla oyun oynamayı sürdürebileceksin. Ben de hep yanında olacağım ve seni koruyacağım.” </p>
<p>Çocuk böyle bir durumda yapılması gereken uygun davranışların da ne olduğunu bilemeyebilir. Sorular sorması, hissettiklerini söylemesi için cesaret verin. Kendi başınızdan geçmiş ölüm olaylarında neleri merak ettiğinizi; ailedeki bu kayıpla ilgili olarak yaşadığınız duyguları paylaşın. Ama asla, “Metin olmalısın, ağlamamalısın, sen ağlarsan o da üzülür gibi” sözlerle, neler hissetmesi, neler hissetmemesi gerektiğini söylemeyin. </p>
<p>Size sevgisini göstermesine izin verin. Yakın bir zamanda sevdiği başka insanların ölmeyeceği konusunda güvence verin. Ölüm olayının çocuğun o kişiye yönelik herhangi bir kızgınlığıyla ya da öfkesi ile ilişkili olmadığını özellikle vurgulayın. </p>
<p>Ölen kişinin ölümünden sonra yapılacak törenlere şu ya da bu şekilde çocuğun da katılmasını sağlayın. Cenaze töreninin ne olduğu ve neden yapıldığını ona açıklayın, fakat gelmesi için ısrar etmeyin. Korku içinde olan bir çocuğu cenaze törenine gitmesi için zorlamak doğru değildir. Onun yerine, dua etmesi, bir süre sonra ziyaret etmek amacıyla kabristana götürülmesi uygun olacaktır. </p>
<p>Çocuklar bir kez ölümü kabullendiklerinde, yaşadıkları kederi, zaman zaman ve bazen de hiç beklenmedik anlarda ifade edeceklerdir ve bu uzun sürebilir. Geride kalan akrabaların, çocukla birlikte olabildiğince fazla zaman geçirmeleri, ona korku ve üzüntülerini açıklamak için fırsat tanımaları çok yararlıdır. Ancak özellikle okul çağındaki ve daha büyük çocukların, istedikleri zaman yalnız kalmalarına da izin verin. Zaman zaman üzüntülerini kendi başlarına yaşamak istemelerini anlayışla karşılayın. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/cocuklarin-yakinlarini-kaybetmesi-halinde-nasil-davranmaliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aldatılmaya karşı alınabilecek önlemler</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/aldatilmaya-karsi-alinabilecek-onlemler.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/aldatilmaya-karsi-alinabilecek-onlemler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 09:33:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma çözümleri]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[aldatmak]]></category>
		<category><![CDATA[aldatmaya karşı alanacak önlemler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18610</guid>
		<description><![CDATA[Aldatıldığımızı anlayabilir miyiz? 
İlgi azalmasının yanı sıra kişi aldatılacağını ya da aldatıldığını mutlaka önceden sezer. Çünkü evlilikte sevgi önemli bir unsurdur ve eğer kişide aldatıldığına dair önemli somut belirtiler varsa kişi bunu öngörüp aldatılmasını engelleyebilir. Çünkü aldatılma, süreçlerden oluşur, genelde bir anda gerçekleşmez ve ne kadar erken fark edilirse yolun başından dönmek o kadar olasıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aldatıldığımızı anlayabilir miyiz? </strong></p>
<p>İlgi azalmasının yanı sıra kişi aldatılacağını ya da aldatıldığını mutlaka önceden sezer. Çünkü evlilikte sevgi önemli bir unsurdur ve eğer kişide aldatıldığına dair önemli somut belirtiler varsa kişi bunu öngörüp aldatılmasını engelleyebilir.<span id="more-18610"></span> Çünkü aldatılma, süreçlerden oluşur, genelde bir anda gerçekleşmez ve ne kadar erken fark edilirse yolun başından dönmek o kadar olasıdır. Ancak kişi, eşinin aldatma potansiyeli olan durumuna müdahale ederken dikkatli davranmalı, bir anlık sinirle ya da kıskançlıkla yaklaşmamalıdır. Eşinin, kendisini onun yerine koyarak düşünmesini sağlamalı, dolayısıyla ona empati kurmalıdır.<br />
<strong><br />
Aldatmaya karşı neler yapmalıyız? </strong></p>
<p>Sosyal ve kişisel nedenler aldatmanın temel taşlarını oluşturmaktadır. İlgi eksikliği yaşayan bir eş, ya da flört dönemimde yaşadığı heyecanı evlilik sonrası eşinde göremeyen taraf soğuma eğiliminde olacaktır. Eğer bu soğuma eğilimi erkek tarafında olursa cinsel sadakatini korumada da zorlanabilir. Evde sürekli gerilime neden olan sorunların yaşanması, eşlerin ilişkileri ve varsa çocukları konusunda sürekli tartışması ya da kişilik çatışmaları erkeği evinden ve eşinden uzaklaştırır. Kadının, eşini kendisinden uzaklaştıracak bu tip durumların farkında olması gerekir. Bu açıdan kadının ev içindeki üstlendiği farklı roller çok önemlidir. Eğer kadın, rollerinden birini fazla önemseyip eşine olan ilgisini göstermezse bu durum erkeğin soğumasına ve ilgiyi dışarda aramasına neden olur. Özellikle ilişkide çocuk olduktan sonra kadın, biyolojik özelliklerinin etkisiyle değişir ve neredeyse bütün dikkatini ve ilgisini çocuklar ve ev işleri üzerine yönlendirir. Dolayısıyla eşiyle eskisi gibi ilgilenemez.</p>
<p> Tabi ki bu saydığımız durumların hiçbirisi erkeği aldatma konusunda haklı göstermez. Bu durumlarda erkeğin yapması gereken şey, ilişkiyi baştan sona irdelemek, sorunu çözmeye çalışmak, kendi yanlışlarını ve eşinin eksiklerini analiz etmek, bunların düzelmesini sağlayacak adımlar atmaktır. Ancak maalesf ki çoğu erkek eşiyle arasındaki ilişkiyi düzeltmek yerine eşini kendi haline bırakıp yeni arayışlar içine girme eğiliminde olmakta, eksilen duygularını aldatma yoluyla tamamlama davranışı göstermektedir. Bu durumda kadının anne ile eş rollerini düzeyli seviyede ayarlaması gerekmektedir. </p>
<p>Sevgi değişkendir ve güzel hisleri bir dönem hissetmemek, bir daha onları hiç hissetmeyeceği anlamına gelmez. Ancak şu söylenmelidir ki yaşamın olgun döneminde bile zevklerinin peşinden koşan insan aslında olgunlaşmamıştır ve hiçbir zaman mutlu olamaz. İnsanı gerçek mutluluğa ulaştıracak olan, somut kavramların yanı sıra soyut idaellere de ulaşmaktır. Böylece insan hata yapsa bile bundan pişmanlık duyar ve ilişkisini kurtarmak için kendini toparlar. Bu nedenle evlenecek kişilerin hayat felsefelerinin, kültürlerinin ve ideallerinin birbiriyle örtüşmesi çok önemlidir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/aldatilmaya-karsi-alinabilecek-onlemler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aldatmanın nedenleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/aldatmanin-nedenleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/aldatmanin-nedenleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 09:28:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[aldatma sebepleri]]></category>
		<category><![CDATA[aldatmak]]></category>
		<category><![CDATA[aldatmanın nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel aldatma]]></category>
		<category><![CDATA[duygusal aldatma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18605</guid>
		<description><![CDATA[NEDENLERİ VE ÇÖZÜMLERİYLE ALDATMAK 
Aldatmak,aldatılmak pek çok filme, kitaba konu olmuş bunu yaşayan ve yaşatan tarafların yaşamını kökten, olumsuz şekilde değiştiren negatif kavramlardır. Hele şüphesi, insanın içini kemirirken, ruhsal ve hatta bedensel sağlığından da çok şey alır götürür. Aldatma belki de geçmişten günümüze ikili insan ilişkilerinin en önemli günden maddesini oluşturmaktadır.Kimse bir ilişkiye aldatmak ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NEDENLERİ VE ÇÖZÜMLERİYLE ALDATMAK </strong></p>
<p>Aldatmak,aldatılmak pek çok filme, kitaba konu olmuş bunu yaşayan ve yaşatan tarafların yaşamını kökten, olumsuz şekilde değiştiren negatif kavramlardır. Hele şüphesi, insanın içini kemirirken, ruhsal ve hatta bedensel sağlığından da çok şey alır götürür. Aldatma belki de geçmişten günümüze ikili insan ilişkilerinin en önemli günden maddesini oluşturmaktadır.<span id="more-18605"></span>Kimse bir ilişkiye aldatmak ya da aldatılmak için başlamaz fakat şu da bir gerçektir ki çoğu ilişki aldatma kavramının kötü etkisi altındadır.Özellikle basında birbirini aldatan ünlü eşlerin gündem maddelerini oluşturması, izlediğimiz sinema filmlerinden, okuduğumuz romanlara kadar yayılan aldatma teması kendi ikili ilişkilerimizi daha çok sorgular duruma getirmiştir bizi. </p>
<p><strong>Duygusal ve Cinsel Aldatma</strong> </p>
<p>Aldatma konusunda birçok bilimsel çalışma yapılmıştır, bu çalışmalara bakıldığında, çoğu aldatmanın; “Duygusal aldatma ve Cinsel aldatma” olarak ikiye ayrıldığı görülmektedir. Sürmekte olan ilişkisi varken bir başkasıyla cinsel ilişkiye girmek ‘cinsel aldatma’ olarak tanımlanırken, yine bir ilişki yaşarken bir başkasıyla duygusal bir yakınlık yaşamak, bir başkasına aşık olmak, birbaşkasıyla özel paylaşımda bulunmak ise ‘duygusal aldatma’ olarak tanımlanmaktadır. Ancak ‘Eşler arasında cinsel aldatma önemli değil, duygusal aldatma önemlidir’ diye birşey söz konusu değildir.Çünkü cinsel aldatma, eşler arasında duygusal bağların da zayıflamasına ya da kopmasına neden olacaktır.Eğer ki eşler evliyse ve çocukluysa bundan en çok çocuklar zarar görecektir. </p>
<p><strong>Aldatmanın nedenleri neler olabilir? Eşler birbirini neden aldatma ihtiyacı duyarlar?</strong> </p>
<p>İlişkide beklenilen paylaşımın olmaması, ilginin azlığından şikayet edilmesi, eşe güven duyulmaması, birlikte bir gelecek görülmemesi gibi nedenler aldatmanın önemli nedenleri olarak görülmektedir. İkinci neden olarak “sosyal yapı” yı söyleyebiliriz. Ergenlikte az kadınla/erkekle birlikte olmuş olmak, evlenmeden önce doyuma ulaşmamış olmak, görücü usulü evlilik yapmış olmak, erken yaşta evlenmek ya da tutucu bir çevrede yetişmiş olmak, evlilik sonrası rahatlama nedeniyle kişide doyuma ulaşma isteğini körükleyebilir ve kişiyi eşini aldatmaya doğru sürükleyebilir. Üçüncü olarak “hayır diyememe”, kendine ya da karşısındakine “dur” diyememe, özellikle erkeklerin, eşlerini aldatmasının ardından kendilerini bu şekilde ifade ettikleri bir savunma biçimi olarak adlandırılabilir. </p>
<p>Özellikle toplumuzda evlenmeden önce cinsel ilişkiye girmek istemeyen bayanlarla birlikte olan erkelerin, cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına başka kadınlarla birlikte olması da “cinsel aldatma” nedenlerinden biridir. Rutindn sıkılan, ilişkinin monotonlaştığını düşünen kişide aldatma eğiliminde bulunabilir. Yenilik, eğlence ve heyecan arayışı kişiyi dışarıya yöneltebilir.Senelerdir süren ve aldatmayla sonuçlanan çoğu evliliğin aldatma nedeni budur. Konu aldatma nedenleri olursa intikam boyutunu da atlamamak gerekir.Özellikle bir tarafın diğerine kızgın olduğu durumlarda ya da aldatıldığını öğrenen tarafın altta kalmamak için gurur duygusuyla hareket ettiği durumlardır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/aldatmanin-nedenleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>15 adımda kocanızı eve bağlamanın yolları</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/15-adimda-kocanizi-eve-baglamanin-yollari.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/15-adimda-kocanizi-eve-baglamanin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 09:38:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[kocanızı elde tutmanın yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18514</guid>
		<description><![CDATA[Toplumumuzda erkekler kadınlara göre daha serbesttir. Onlar gece geç  saatlerde dahi çıkıp gezebilir, arkadaşlarıyla eğlenebilir. Erkeklerin  bu davranışları toplumda olumsuz karşılanmaz, “erkektir yapar” anlayışı  hakimdir. Oysa kadın bu saydıklarımızın birini dahi yaptığında adı hemen  kötüye çıkabilir.
Mehmet Paksu’nun okurlarına tavsiyeleri; eşim benimle evliliği  paylaşmıyor. Farkında değil. Ne yapmalıyım tarzındaki soruları  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toplumumuzda erkekler kadınlara göre daha serbesttir. Onlar gece geç  saatlerde dahi çıkıp gezebilir, arkadaşlarıyla eğlenebilir. Erkeklerin  bu davranışları toplumda olumsuz karşılanmaz, “erkektir yapar” anlayışı  hakimdir. Oysa kadın bu saydıklarımızın birini dahi yaptığında adı hemen  kötüye çıkabilir.</p>
<p>Mehmet Paksu’nun okurlarına tavsiyeleri; eşim benimle evliliği  paylaşmıyor. Farkında değil. Ne yapmalıyım tarzındaki soruları  yanıtlarken hanımlara, eşlerini eve bağlama konusunda 15 yöntem  öneriyor.<span id="more-18514"></span></p>
<p>Çok sorulan bir soru olduğu için bu konuyu biraz geniş ele almak  istiyorum. Eşiniz eve gelmeden önce onu eve bağlayıcı yöntemler  geliştirin. Bunda öncelikle aklınızı kullanın, ardından eş olmanın  verdiği gizemli özelliğinizi fark ettirin diyen Mehmet Paksu’nun  öğütleri şöyle:</p>
<p>1- Kadının erkeğe karşı en etkili hali tatlı dilidir, güler yüzüdür, tebessümüdür, gönül almasını bilmesidir, sıkıntısını paylaşmasıdır, eşi yüzüne bakınca içinin açılması, bir anda bütün yorgunluklarını atmasıdır.</p>
<p>2- Erkeği kadına bağlayan en güçlü sır, kadının müşfik halidir, annelik özelliği olan şefkatidir. Bu gücü iyi kullanın. Eşinizi sizinle vakit geçirmekten zevk alır hale getirin. “Seninle birlikte olunca kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak hissediyorum” gibi sözleri yeri geldikçe dile getirin.</p>
<p>3- İmkânlarınız ölçüsünde sofrada çeşitleri arttırın. Erkeği eve bağlayan önemli vesilelerden biri de sevdiği yemeklerin sofrada olmasıdır. Yemek sonrası çay, kahve, kuru yemiş gibi şeyleri eksik etmeyin ki, karnı doyar doymaz gözü ayakkabısında olmasın.</p>
<p>4- Kitap okuma alışkanlığı edinmeye çalışın. Birkaç hikayeyi okuyun, aklınızda tutun, eve gelince çay içme esnasında anlatmaya çalışın. Hatta hikayenin başından biraz anlatın, gerisini kitaptan takip edin. Fakat bunu yaparken, eşinize ders verir vaziyete girmeyin. Hele dini konularda bir hoca gibi konuşmayı denemeyin. Yoksa hemen eşinizden “Başıma hoca kesildin” sözünü işitebilirsiniz.</p>
<p>5- Bazı radyo ve TV programlarının yayın akışını gözden geçirin. Seçtiğiniz programları birlikte dinlemeye, izlemeye çalışın. Arada sorular sorarak onun yorum yapmasını temin edin. Eşinizi programın içine çekin.</p>
<p>6- Zaman zaman evdeki eşyaları birlikte yer değiştirin. Oturduğunuz odaya, salona ve hatta yatak odanıza arada bir farklı ve değişik dizayn verin. Evde meşgul edin.</p>
<p>7- Evde yalnız kalınca canınızın sıkıldığını, daraldığınızı, huzursuz olduğunuzu, korktuğunuzu dile getirin. Birlikte olunca güven içinde mutlu ve huzurlu olduğunuzu söyleyin.</p>
<p>8- Arada bir komşu, akraba, eş dost ziyaretine gidin, onları davet edin, yakınlarınızla bir arada bulunmaya zaman ayırın. Özellikle eşinizin anne babası, kardeşleri gibi yakınlarına kapılarını açık tutun. Onları davet etmeyi teklif edin.</p>
<p>9- Bazı akşamlar gezmeye, alışverişe, dışarıda vakit geçirmeye, yemek yemeye çıkın, kısa metrajlı yürüyüşlerle birlikte olmaya çalışın.</p>
<p>10- Kendinizden, kendi sorunlarınızdan bahsetmeyin. Bir süreliğine eşinizin mutluluğuna kilitlenin. O mutlu olursa siz haliyle mutlu ve huzurlu olursunuz.</p>
<p>11- Şikâyetlerden uzak durun. Şikâyetçi bir görünüm sergilemeyin. Evdeki eksikleri, noksanlıkları, alınacakları, değiştirilmesi gereken eşyaları şimdilik gündeme getirmeyin. Özellikle erkekler masraf çıkarılmasından pek hoşlanmazlar.</p>
<p>12- Çocuklarınız varsa, çocukların eğitimi, yetiştirilmesi, sorunların çözümü, hayata hazırlanmaları gibi babaya düşen görevleri hatırlatarak sorumluluklar verin.</p>
<p>13- O gün akşama kadar nasıl vakit geçirdiğini, kimlerin gelip gittiğini sorun öğrenin. Türkiye’de ve dünyada dikkatinizi çeken bazı olayları gündeme getirin, konuşun.</p>
<p>14- Çevrenizdeki bazı arkadaşlarınızdan bilgi alın, deneyimlerinden istifade edin. Bu arada imkanınız ölçüsünde profesyonel yardım alın. Son zamanlarda yayınlanan aile içi eğitimle ilgili kitaplara ulaşın.</p>
<p>15- Önümüzde Ramazan ayı var. Başta oruç olmak üzere, birlikte ibadet etme, manevi ihtiyaçları giderme gibi kalbi ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışın. Yeter ki, bu konuda kafa yorun, yeni stratejiler üretin.</p>
<p>Gün geçtikçe kendi aile yapınız içinde daha farklı, daha çekici, eve bağlayıcı meşguliyetler bulabilirsiniz. Bütün mesele, eşinizin gecesini doldurmak, onu eve bağlamaya çalışmak, dışarı bağımlılığını azaltmak, hatta bitirmek olmalı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/15-adimda-kocanizi-eve-baglamanin-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tartışırken dikkat etmemiz gerekenler</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/tartisirken-dikkat-etmemiz-gerekenler.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/tartisirken-dikkat-etmemiz-gerekenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 09:16:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[tartışma sanatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18511</guid>
		<description><![CDATA[Çift olarak iyi olmanız, ne kadar sık seks yaptığınızdan ziyade sorunlarla nasıl başa çıktığınızla ilgilidir. işte tartışma sanatıyla ilgili bilmen gerekenler&#8230;
Önce dinleyin
Kendini tekrar eden bir plak gibi  hissetmeye başladığında &#8220;durun&#8221;. Mutsuz çiftler, umutsuzca kendi  seslerini duyurmaya çalışıp söylediklerini sürekli tekrar eder. Böyle  kişiler genelde, sonunda diyalog kurmaya çabalamak yerine birbiriyle  konuşmayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çift olarak iyi olmanız, ne kadar sık seks yaptığınızdan ziyade sorunlarla nasıl başa çıktığınızla ilgilidir. işte tartışma sanatıyla ilgili bilmen gerekenler&#8230;<span id="more-18511"></span></p>
<p><strong>Önce dinleyin</strong></p>
<p>Kendini tekrar eden bir plak gibi  hissetmeye başladığında &#8220;durun&#8221;. Mutsuz çiftler, umutsuzca kendi  seslerini duyurmaya çalışıp söylediklerini sürekli tekrar eder. Böyle  kişiler genelde, sonunda diyalog kurmaya çabalamak yerine birbiriyle  konuşmayı keser. Yani hiç yapıcı ve pozitif bir çözüm değil.</p>
<p><strong>Olayı kişiselleştirmeyin</strong></p>
<p>Kızgın  bir kavgada her şey oraya dökülür. Bir kez hakaretler havada uçuşmaya  başladığı zaman hiçbir şeyin çözüme kavuşmaz. İşte bu yüzden olumsuz  etki yaratacak kelimeleri azaltmalısınız. Amaç karşındakini üzmek değil;  bunu unutma Ona &#8220;o kadar tembelsin ki&#8221; diye bağırmak yerine yaptığı  hareketlerin seni nasıl etkilediğini açıklayabilirsin. Mesela,&#8221;ikimiz  için her şeyi tek başıma planlamaktan yoruldum;keşke arada bir sen  ilgilensen&#8221; diyebilirsin.</p>
<p><strong>Kazanan önemli değil</strong></p>
<p>Sevgililer  arasında küskünlükler olabilir ancak ikinizden biri sersemleşmiş  şekilde yatağa döndüğünde bunu bir zafer olmadığını anlayacaksın.  İnsanlar çözüm bulmaya yanaşmaktan çok, genelde kimin haklı olduğuna  takılıp kalır. Oysa sorunlar, taraflar birbirini zorla ikna etmeye  çalışmadığı zaman daha çabuk hallolur. Başlangıç olarak ikinizin de  onaylayacağı bir konu bulun. Ardından orta yol bulmaya odaklanın. Mesela  &#8220;seni mesaj bombardımanına soktuğumu biliyorum ama cevap vermen saatler  sürdüğünde gerçekten çok merak ediyorum. Her ikimizin de rahat edeceği  bir yol bulmalıyız&#8221; diyebilirsin. Böylece şiddete gerek kalmadan işinizi  halledebilirsiniz.</p>
<p><strong>Çift olduğunuzu hatırlayın</strong></p>
<p>Tartışma  sırasında pozitif duygular yansıttığınızda önünüzdeki iki veya üç yıl  çok daha verimli geçer. Çiftler, kavganın ortasında temas veya espiri  yoluyla koluna veya yanağına dokunmak gibi birbirine olan yakınlığını  dile getirdiğinde, kullanılan sert kelimelerin etkisi hafiflemiş olur.  Olumlu etkileşimler, birbirinizi hala sevdğinizi ve en kötü zamanlarda  bile ilişkinize sadık kalabildiğinizi gösterir.</p>
<p>Hatta bir adım  daha ileri gidip, onunla şaka yaparcasına dalga geçebilirsiniz.  Öfkelendiği zaman birbiriyle inceden şakalaşan çiftler, tartışma  bittiğinde partnerine daha çok aşık olduğunu hissediyormuş. Örnek vermek  gerekirse ona komik isimler takmaya veya senin kendini aşağılayıcı bir  espiri yapman faydalı olabilir. Anzak zekası, temizlik anlayışı veya  yatak odasındaki davranışları üzerine egosun zedeleyerek eleştirilerden  uzak dur.</p>
<p>Eşiniz ya da sevgiliniz sizi çıldırtsa bile günün  sonunda onu hala seviyor olacaksın. O yüzden zor anlarda bunu kendinize  hatırlatın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/tartisirken-dikkat-etmemiz-gerekenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu evliliğin sırrı</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/mutlu-evliligin-sirri.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/mutlu-evliligin-sirri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 08:14:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu evlilik tüyoları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinisterse.org/?p=18503</guid>
		<description><![CDATA[Erkekler için mutlu evliliğin sırrının, kendinden en az 5 yaş küçük ve akıllı bir kadınla evlenmek olduğu ortaya çıktı.
İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma, kadının yaşının erkekten en  az 5 yaş küçük olduğu çiftlerde, özellikle hiçbiri geçmişte  boşanmamışsa uzun bir birlikteliğin daha mümkün olduğunu gösterdi.
Bath  Üniversitesinde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırma  çerçevesinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erkekler için mutlu evliliğin sırrının, kendinden en az 5 yaş küçük ve akıllı bir kadınla evlenmek olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>İngiliz bilim adamlarının yaptığı araştırma, kadının yaşının erkekten en  az 5 yaş küçük olduğu çiftlerde, özellikle hiçbiri geçmişte  boşanmamışsa uzun bir birlikteliğin daha mümkün olduğunu gösterdi.<span id="more-18503"></span></p>
<p>Bath  Üniversitesinde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırma  çerçevesinde, evli olan ya da ciddi bir ilişki sürdüren 1500-den fazla  çiftle görüşüldü.</p>
<p>İlk görüşmeden 5 yıl sonra bu çiftlerden  1000-iyle tekrar görüşüldüğü, kadının yaşının erkekten en az 5 yaş büyük  olduğu çiftlerin boşanma olasılığının, aynı yaşta olanlara göre 3  kattan fazla olduğu gözlendi.</p>
<p>Araştırmada, yaş farkı tam tersine  döndüğünde, yani erkek kadından yaşlı olduğunda, mutlu evlilik şansının  daha yüksek olduğu görüldü. Kadının iyi eğitim görmesi de mutluluğu  uzatan faktörler arasında yer aldı.</p>
<p>Yine araştırma, geçmişte her  ikisi de boşanmamış olan çiftlerin daha uzun bir birliktelik  yaşadıklarını, biri geçmişte boşanmış olan çiftlerin ilişkilerinin, her  ikisi de boşanmış olan olan çiftlere oranla daha az istikrarlı olduğunu  ortaya koydu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/mutlu-evliligin-sirri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Temizliğe yardım:)</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/temizlige-yardim.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/temizlige-yardim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 17:19:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Temizliğe]]></category>
		<category><![CDATA[yardım:)]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[selam  dün eşimle tuhaf bi dialog yaşadım . Sizinlede paylaşmak istiyorum.eşim bana annesine bayram temizliğine yardım etmem için arayıp teklif etmemin iyi olabilceğini söyledi.  Çok garipsedim.Cünkü ben hafta içi çalısan cumartesi günüde kursa giden birisiyim yani tek pazar gelıyo acaba hangi gün yardım etmeliyim bırak günü şimdiye kadar benmı vardım her bayram sonucta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>selam <br /> dün eşimle tuhaf bi dialog yaşadım .<br /> Sizinlede paylaşmak istiyorum.eşim bana annesine bayram temizliğine yardım etmem için arayıp teklif etmemin iyi olabilceğini söyledi. <br /> Çok garipsedim.Cünkü ben hafta içi çalısan cumartesi günüde kursa giden birisiyim yani tek pazar gelıyo acaba hangi gün yardım etmeliyim bırak günü şimdiye kadar benmı vardım her bayram sonucta eli ayagı tutan dinç biri ben kendi evimin işini bile zor yapıyorm <br /> sinir oldum açıkcası bide eşim böyle şeyleri pek düşüncek biri dğeildir neden böle bişey sölediğinide anlamıs değilim.<img src="/resimler/uhm.gif"" border="0" alt="" title="Uhm" class="inlineimg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/temizlige-yardim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söz kesilince takı takılır mı kıza?</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/soz-kesilince-taki-takilir-mi-kiza.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/soz-kesilince-taki-takilir-mi-kiza.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2008 16:35:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aile, Evlilik ve Çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[kesilince]]></category>
		<category><![CDATA[kıza?]]></category>
		<category><![CDATA[mı]]></category>
		<category><![CDATA[Söz]]></category>
		<category><![CDATA[takı]]></category>
		<category><![CDATA[takılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Merhaba Arkadaşlar;
 Kız istemeye ikinci kez gelişte söz kesilirse yüzükten başka birşey takılır mı bilezik falan gibi? normal midir?
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Arkadaşlar;</p>
<p> Kız istemeye ikinci kez gelişte söz kesilirse yüzükten başka birşey takılır mı bilezik falan gibi?<br /> normal midir?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/soz-kesilince-taki-takilir-mi-kiza.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

