Sorgusuz sualsiz bir gece gecirmeyi ne kadar isterdim bir bilsen. Penceremi kapattim az önce.. Yolculugumuz nereye? Yolculugumuz nereye? Yolculugumuz nereye? Gecen günlerin, ve gececek olan günlerin verdigi yorgunlugu tasiyor sanki bedenim bu gece.. Bütün bunlara ragmen, N.G./Sensible
Yine karanlik carsaflara bürünmüs soguk bir gece..
Ve ben yine düsüncelerimle pencelesmekteyim..
Yolculugumuz nereye?
Bütün bu izdirap dolu düsüncelerden arinmayi..
Geceyi sabaha baglayan dakikalari beklememeyi..
Odam buz gibi olmus, farketmeden ellerim uyusmus..
Tipki buz tutmus ve kaliplasmis düsüncelerim gibi..
Cözülmüyor.. yada zamani var henüz cözülmeye müsait degil..
Aklimdan gecen ayni soru, tipki saniyelik saat tiktaklari gibi..
Mutluluklari göz ardi etmek istemesemde..
Yok oluyor hepsi sanki..
Sanki icimden cekip aliniyor bütün yeserttigim umutlarim..
Tek bir hamle deviriyor bütün gelecegimi sanki..
Soruyorum sevgili..
Yolculugumuz nereye?
Gözlerimi her kapattigimda ismin geciyor aklimdan..
Sert bakisin, merhametli davranisin, sinirli hallerin, gülüsün, seni seviyorum diyisin..
Ahhh sevgili ah..
Söylesene..
Yolculugumuz nereye?
‘Aşk Mektupları’ kategorisi için Arşiv
Yolculugumuz nereye?
Salı, 25 Kasım 2008BiRaZcIk…
Salı, 25 Kasım 2008
sen şimdi okusan bu yazdıklarımı,yine anlamayacaksın.birazcık saçma gelecek sana .ve gözlerimin en içine bakıp birazcık gülümsemeyeceksin yine…
ben en çok küçük ellerini sevmiştim yaa senin,o eller benim ellerimi sıkıca tutsun istedim.yağmura soğuk havaya aldırmadan,elimi alıp elinin içine sımsıcak yürüyelim istedim.ama sen benim ellerimi tutmadın hiç…Ellerim üşüdü benim de…
ben en çok gözlerini sevdim yaa senin,o güzel gözlerinle gözlerimin en içine ba istedim.en içine bak ki,içimde nasıl bir ateş yaktığını oradan gör istedim.ben senin gözlerinin içine bakıp uzun sohbetler etmek istedim seninle.ama sen bakmadın bana,hep kaçırdın benden gözlerini.Sustum ben de…bir resimlerin var bana uzun uzun bakan,tek avuntum onlar oldu…
ben sadece beni sevmeni istedim…çok değil birazcık sev istedim…çok sevenler sevdikleri için dağları delmiş,çöllere düşmüş.hep böyle duydum büyüklerimden.ama ben bu kadar büyük bir sevgi beklemedim senden.ben sadece,gözlerime bak,ellerimi tut beni gördüğünde birazcık gülümse istedim.hep sustum ben,senin yanında o birazcık sevginin özlemini duyarak hep sustum.suskun kaldı dudaklarım birazcık…
ne kadar içim acıdı bir bilsen.elele dolaşan gözleri gülen sevgilileri gördükçe.kıskanmadım hiç onları.ama içten içe kızdım hep birazcık.sevgi,aşk illa böyle birbirine sımsıkı sarılarak,hep suratlarında koca bir gülümsemeyle dolaşarak,karşılıklı oturduklarında birbirlerinin gözlerine bakarak,o bakışlarda kaybolarak mı yaşanır dedim.ama ben birazcık kendimi kandırmışım sanırım.birazcık unutmuşum paylaşmanın ne olduğunu…birazcık özlemişim sevdiğiyle herşeyini paylaşmayı…
ben galiba birazcık susmuşum…birazcık unutmuşum…ve birazcık ölmüşüm….
ve benim kalbim acıyacak birazcık….
Adam olmak adına nice ayrılıklara…
Cumartesi, 22 Kasım 2008
sensizlik var. İçinde, beni neyin beklediğini bilmediğim yirmi dört saat daha var… Sonra o da geçecek… İşte böyle kovalayacak birbirini yarınlar. Derken unutacağım seni, unuttuğumun farkında bile olmadan. Doğrusu da bu zaten, aksi halde hatırlamış olur insan. “onu unuttum” demek bile hatırlamaktır. Bu cümleyi aklıma getirmeyecek derecede unutmalıyım seni. İzin kalmamalı… Başkasını ararken yanlışlıkla senin numaranı çevirmemeliyim, kendimle dalga geçeceksem; bu başka bir şey için olmalı… Sana dair hiçbir fikir kırıntısı kalmamalı beynimde. Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı…
Seni bir gün hatırlanmamak üzere sileceğim. Ama şimdi değil, çünkü ardında bıraktıklarından öğrenmem gereken çok şey var daha. Eğer gerçekten dendiği gibi ayrılıklar-acılar insanı adam ediyorsa; ben kızmamalıyım gidenlere. Ben senin ve senin gibiler sayesinde bir gün adam olacağım. Ama şimdi değil. Çünkü dersini çıkarmam gereken çok ayrılığım var benim. “Adam olmak adına, nice ayrılıklara…” Bak gördün mü böyle dalga geçmeli insan kendisiyle. Yanlışlıkla o numarayı tuşladığında değil…
Şu durumda bile gülümseyebiliyorsam, epey yol kat etmişim demektir seni unutma yolunda. Acaba diyorum bu yazıyı yazmasa mıydım? Neden dersen canım acımıyor ki? Yani yazıya başladığımdan beri bir tek sigara dahi yakmadım. Evet, çok az kalmış seni unutmama… Bunu hissediyorum… Yazmasam da olurdu ama ölmek üzere olan yokluğuna can çekiştirmek hoşuma gidiyor! Amatör bir şairin intikamı olsa gerek bu…
Ben, bugün bunları yazmak için gelmemiştim o masaya. Gel gör şimdi unutmak üzereyim. Pek sevimli değil bu… Bir insanı unutmak? ? ? Anlamı olmalıydı oysa geride kalanların… Biz şimdi onca zamanı unutmak için mi yaşadık? ! Geriye birkaç şey kalmalıydı hatırlanmaya değer… Akla geldiğinde insanın içini titreten, anlatıldığında dinleyen kişiyi düşündüren, en azından bir sigara yaktıracak kadar burukluk veren bazı anılar kalmalıydı geriye… Demek ki biz unutmak zorunda kaldığımız tüm zamanları biraz boşa harcamışız. Şu an benim aklıma gelen zamanların çoğu zorlama… Belki ilerde bir anlamı olur ümidiyle, adettendir diye yaşanmış, kişiselleşmiş şeyler…
Galiba zamanı geldi de geçiyor. Eğer yapacak bir şey kalmadıysa en doğrusu bu, unutmak!
Göreceksin; seni hiç bir şey olmamış gibi… Seni, yüzüme o tatlı gerginliği alıp da masana hiç yaklaşmamış gibi… Adını hiç duymamış, ellerinden hiç tutmamış gibi… Hiçbir anı, hiçbir geceyi, hiçbir mutluluğu ve hiçbir acıyı yaşamamış gibi unutacağım… Sonra bu yazının karşısına geçip, yine hiçbir şey olmamış gibi okuyacağım senden kalan kırıntıları…
Üzgünüm, yapacak hiçbir şey yok artık…
Belki de unutmak; adam olmaya çalışan insanların tek silahı…