<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın &#187; Lahana</title>
	<atom:link href="http://www.kadinisterse.org/tag/lahana/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinisterse.org</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 23 Apr 2011 11:46:22 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>kırmızı lahana</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/kirmizi-lahana.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/kirmizi-lahana.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 10:51:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet - Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı]]></category>
		<category><![CDATA[lahana]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[KIRMIZI LAHANA KÜRÜ  Yarım litre suda lahana yaprakları parçalanmadan bir bütün olarak 6-7 dakika haşlanır. 10 gün süreyle bir su bardağı yemeklerden bir saat önce veya yemeklerden 2 saat sonra içilir. 10&#8242;uncu gün sonunda bir hafta ara verilir. Tekrar 10 gün uygulanarak küre son verilir. 
 Fazla kilolardan kurtulun 
 4-5 adet lahana yaprağını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KIRMIZI LAHANA KÜRÜ <br /> Yarım litre suda lahana yaprakları parçalanmadan bir bütün olarak 6-7 dakika haşlanır. 10 gün süreyle bir su bardağı yemeklerden bir saat önce veya yemeklerden 2 saat sonra içilir. 10&#8242;uncu gün sonunda bir hafta ara verilir. Tekrar 10 gün uygulanarak küre son verilir. </p>
<p> Fazla kilolardan kurtulun </p>
<p> 4-5 adet lahana yaprağını hiçparçalamadan, kaynamakta olan750 mililitre suyun içine koyun vehafif ateşte, ağzı kapalı 7 dakikapişirin. Aşağıdaki şekilde tüketin: </p>
<p> İlk 5 gün: Her gün sabah veakşam bir su bardağı. </p>
<p> İkinci hafta: Her gün bir su bardağı. </p>
<p> Üçüncü hafta: İki günde bir, bir su bardağı. </p>
<p> Dördüncü hafta: Üç günde bir, bir su bardağı. </p>
<p> Beşinci hafta: 7 günde bir, bir su bardağı. </p>
<p> Altıncı hafta: Vücudunuzu dinlendirin. </p>
<p> Yedinci hafta: Her gün sabah ve akşam bir su bardağı.</p>
<p> Kan şekeri düşüren formül </p>
<p> Yaklaşık 750 mililitre veya 5 su bardağı kaynamakta olan suda, 7-8 tane beyaz lahana yaprağını parçalamadan, hafif ateşte 10 dakika ağzı kapalı olarak haşlayın. Haşlama sırasında kapağı açarak bir tahta kaşık yardımıyla yaprakların tamamının suyun içinde kalmasına özen gösterin. Ilıdıktan sonra haşlanmış beyaz lahana yapraklarını süzerek ayırın ve aç karnına veya yemeklerden bir saat sonra sadece bir buçuk su bardağı kadar suyunu için. 5-6 gün uygulayacağınız bu kürde beyaz lahananın her gün taze olarak hazırlanması gerekiyor. Şeker hastalarının bu kürü yılda 3-4 kez tekrarlaması daha faydalı olur. </p>
<p> Bitkisel kür nedir? </p>
<p> Bitkilerdeki biyolojik gücü, bitkiyi doğru seçerek, doğru şekilde hazırlayarak ve de doğru uygulayarak sağlıklı bir yaşam için hastalıklara karşı koruyucu ve önleyici adımı atmak mümkündür. İçtiğiniz bitki doğru dahi olsa, yanlış hazırlanır ve yanlış uygulanırsa başarılı bir sonuç almak pek mümkün değildir. Seçtiğiniz bitki doğru ve hazırlanış şekli de doğru olsa bile, eğer yanlış tüketiliyor ise, başarılı bir sonuç almak yine de tam olarak mümkün olmaz. Başarılı bir sonuca götürecek olan doğru seçim, doğru hazırlama ve doğru uygulama ile mümkündür. Doğru bitkinin seçilmesi, hazırlanması ve uygulanması kurallara bağlıdır. Bu kurallara uyularak tüketilmesine &#8216;kür&#8217; adı vermekteyim. </p>
<p> Selülitlerinizle vedalaşmanın zamanı geldi </p>
<p> 3-4 adet beyaz lahana yaprağını parçalamadan, kaynamakta olan yarım litre suya atın ve hafif ateşte ağzı kapalı olarak 15 dakika pişirin. Sabah ve akşam aç veya tok bir su bardağı için. Her üç günde bir 3 gün ara vererek 21 gün devam edin. Bu uygulamadan sonra 21 gün yeniden ara verin. Sadece haftada bir defa sabah ve akşam bir su bardağı şeklinde selülitler yok olana kadar devam ettirin. </p>
<p> Bir bitkinin birçok ismi var </p>
<p> * Doğru bitki seçimi nasıl yapılmalı?<br /> En zor olan seçimdir. Bu zorluğun birinci nedeni, bitkinin değişik yörelerde farklı isim adı altında tanınmasıdır. Örneğin, &#8216;Alchemilla vulgaris&#8217; bitkisi ile &#8216;leontice leontopetalum&#8217; bitkisi aynı isim altında &#8216;aslanpençesi&#8217; olarak satılır. Zorluğun ikinci nedeni ise, doğru bitkiye ulaştıktan sonra &#8216;Acaba onun doğru türünü buldum mu?&#8217; sorusudur. Çünkü, kür için lazım olan doğru türün olup olmadığına bakmak gerekir. Örneğin, adaçayının bugün için bilinen en az 10 tane türü vardır. Acaba en doğru olan hangisidir? Aynı şekilde ebegümeci bitkisinin bilinen en az beş tane türü vardır. Papatya deyip geçmeyin, onun da en az dört adet türü vardır. Çoğu zaman bu farklı türlerin harmanı karıştırılarak aktarlarda satılmaktadır. Bu da, kürün etkisini ve başarısını olumsuz etkilemektedir. Sonuçta, doğru bitki seçimi yapıldıktan sonra, bu seçilen bitkinin hangi kısımlarının kullanılacağını bilmek gerekir (bitkinin tamamı mı, sadece kökleri mi, sadece çiçekleri mi veya sapları ile beraber yaprakları mı gibi). Çünkü, seçilen bitkinin yaprakları, çiçekleri ve kökleri ayrı ayrı etkin maddeler içermektedir. Öyle bitkiler varki; sadece kökleri kullanılabilir. Yine öyle bitkiler var ki sadece yapraklarının ve saplarının beraber kullanılması gerekir. Yine öyle bitkiler var ki, sadece çiçeklerinin kullanılması lazımdır.</p>
<p> alıntıdır</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/kirmizi-lahana.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>fx15 mi yoksa lahana kapsülümü daha iyi?</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/fx15-mi-yoksa-lahana-kapsulumu-daha-iyi.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/fx15-mi-yoksa-lahana-kapsulumu-daha-iyi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Nov 2008 10:51:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet - Sağlıklı Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[daha]]></category>
		<category><![CDATA[fx15]]></category>
		<category><![CDATA[iyi?]]></category>
		<category><![CDATA[kapsülümü]]></category>
		<category><![CDATA[lahana]]></category>
		<category><![CDATA[mi]]></category>
		<category><![CDATA[yoksa]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[arkadaşlar bu ikisinden birini alıcam ama karar veremedim kimi lahana hapı daha iyi diyor kimi fx15 karar veremedim bi yardım edin lütfen  
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><b>arkadaşlar bu ikisinden birini alıcam ama karar veremedim kimi lahana hapı daha iyi diyor kimi fx15 karar veremedim bi yardım edin lütfen <img src='http://www.kadinisterse.org/wp-includes/images/smilies/icon_sad.gif' alt=':(' class='wp-smiley' /> </b></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/fx15-mi-yoksa-lahana-kapsulumu-daha-iyi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lahana kapsulu + gebelık</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/lahana-kapsulu-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/lahana-kapsulu-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Nov 2008 19:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[+]]></category>
		<category><![CDATA[gebelık]]></category>
		<category><![CDATA[kapsulu]]></category>
		<category><![CDATA[Lahana]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[arkadaslar her yerde karsıma bu cabbage pow reklamı cıkıyor kullanan unlulerde varmıs . gebe kalabılmem ıcın doktorum zayıflamam gerektıgını soylemıstı o gunden buyana 3 kılo verdım ama bıraz daha versem hıcte fena olmaz acaba bu zayıflama hapını bılen varmııı ???? yada kullanmıs olan &#8230;.gebelıge olumsuz etkısı olur mu sızce ? ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>arkadaslar her yerde karsıma bu cabbage pow reklamı cıkıyor kullanan unlulerde varmıs . gebe kalabılmem ıcın doktorum zayıflamam gerektıgını soylemıstı o gunden buyana 3 kılo verdım ama bıraz daha versem hıcte fena olmaz acaba bu zayıflama hapını bılen varmııı ???? yada kullanmıs olan &#8230;.gebelıge olumsuz etkısı olur mu sızce ? <img src="/resimler/cuvcuv.gif"" border="0" alt="" title="CüvCüv" class="inlineimg" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/lahana-kapsulu-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lahana mucizesi</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/lahana-mucizesi.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/lahana-mucizesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 22:33:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Lahana]]></category>
		<category><![CDATA[mucizesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[Lahana, brokoliden sonra üzerinde en çok araştırma ve çalışma yaptığım sebzeler arasındadır. İnsan vücudunun değişik organlarında ve yağ dokusunda ve de hücre zarında (membran) biriken toksinleri (zehirli kimyasallar) en iyi atan beyaz lahana kürüdür. Toksinleri, yani zehirli maddeleri en çok depolama kapasitesine sahip üç organımız sırasıyla karaciğer, böbrek ve akciğerlerdir. Genel olarak toksinler yağda çözünen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font color="DarkRed"><i>Lahana, brokoliden sonra üzerinde en çok araştırma ve çalışma yaptığım sebzeler arasındadır. İnsan vücudunun değişik organlarında ve yağ dokusunda ve de hücre zarında (membran) biriken toksinleri (zehirli kimyasallar) en iyi atan beyaz lahana kürüdür. Toksinleri, yani zehirli maddeleri en çok depolama kapasitesine sahip üç organımız sırasıyla karaciğer, böbrek ve akciğerlerdir. Genel olarak toksinler yağda çözünen ve suda çözünmeyen zehirli ve protein yapılı maddelerdir. Toksinler yağda çözünme özelliği gösterdiklerinden, vücudumuzun yağ dokusunda depolanırlar. Eğer suda çözünme özellikleri olsa idi, böbrek üzerinden idrar yoluyla veya terleme yoluyla vücudumuzda depolanmadan atılmaları çok kolay olabilecekti. <u>İşte beyaz lahanadaki bazı etkin maddeler vücudumuzdaki biyotransformasyon mekanizma- sını aktive ederek (uyararak) toksinlere (zehirli maddelere) suda çözünme özelliğini kazandırmaktadırlar. Suda çözünme özelliği kazanan toksinler, terleme yoluyla veya böbreklerimiz üzerinden idrar yoluyla veya safra kesesi yoluyla da bağırsak sistemi- miz üzerinden dışkıyla dışarı atılırlar.</u> Biyotransformasyon ne demektir? Biyotransfor masyon, yağda çözünen yabancı maddelere suda çözünme özelliğini kazandırmak demektir.</p>
<p> <u>Beyaz lahana en iyi toksin atıcıdır </u>(detoxification = detoksifikasyon). Toksin atıcı olması bir başka ifade tarzıyla, vücudu arındırmak anlamına gelir. Yeri gelmişken hemen belirtmekte fayda görüyorum, toksin atmak ile antioksidan özellikler birbirlerinden tamamen farklı şeylerdir. Vücuda alınan zehirli kimyasalların (toksin) veya birikmiş zehirli kimyasalların uzaklaştırılmasında beyaz lahana kürü ideal bir toksin atıcıdır. Bu toksinlerin kaynağı nedir şeklinde bir soru sorulduğu zaman cevabı oldukça basittir. Tükettiğimiz sebze ve meyveler zirai ilaç içermektedir. Tükettiğimiz et veya süt gibi maddeler ağır <img src='http://www.kadinisterse.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':-)' class='wp-smiley' /> :-):-):-)ller içermektedir. Soluduğumuz hava, araçların egsoz gazlarında bulunan zehirli gazları içermektedir. Yaşadığımız çevrede bulunan fabrika bacalarından solunum yoluyla aldığımız toksinlerdir. Tüm bu zehirli maddeler zamanla vücudumuzda birikmekte ve organlarımıza zarar verebilmektedir. İşte, beyaz lahana kürü bu zehirli maddelerin vücudumuzdan atılmalarında önemli bir rol oynamaktadır. Bu nedenle, beyaz lahana toksin atıcıdır veya arındırıcıdır diyoruz. Vücudumuzda oluşan biyokimyasal reaksiyonlar esnasında serbest radikal adı verilen çok hızlı reaksiyona girerek özellikle hücre zarına veya hücre içindeki DNA ya zarar veren (mutasyon) maddeler oluşmaktadır. İşte, hücreye zarar verebilen bu serbest radikallerin, zararsız hale getirilmesinde etkin rol oynayan maddelere antioksidan madde veya kısaca antioksidan denir. Yeri gelmişken hemen hatırlatmakta fayda görüyorum, taze beyaz üzüm bilinen tüm meyveler ve sebzeler içerisinde hiç biri ile mukayese edilemiyecek kadar güçlü antioksidan özelliklidir. Unutmayınız, her sebze ve her meyvede bir kaç değişik antioksidan madde bulunmaktadır. Ancak, taze beyaz üzüm ile bu konuda hiç bir meyve veya sebze boy ölçüşemez. Eğer, taze beyaz üzümün bu antioksidan gücünden istifade etmek istiyorsanız, mevsiminde ve günde bir salkımdan (200-250 gram) fazlasını tüketmemek şartıyla maksimum antioksidan gücünden faydalana bilirsiniz. </p>
<p> <u>Zayıflamada biyotransformasyon mekanizmasının gücü</u><br /> Zayıflamak amaçlı diyet uygulayanların hemen hepsinin ortak tarafı, halsiz görünme leri ve keyifsiz olmalarıdır. Hatta, bazı kişilerin ciltlerinin solduğu ve özellikle yüz ve yanak bölgelerinde sivilce çıktığı gözlenir. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi, zayıflama esnasında yağ dokusunun giderek azalması (yağların yanması veya yok olması) esnasında, yağda dokusunda depolanmış olan toksinlerin açığa çıkarak kana karışarak karaciğer metabolizması üzerinden cildi olumsuz etkilenmesinden kaynaklanmaktadır. Unutmayınız, cild sağlığımız ağırlıklı olarak karaciğerin sağlıklı çalışmasına bağlıdır. Bildiğim hiçbir zayıflama yönteminde biyotransformasyon mekanizması harekete geçmemektedir. Beyaz lahana kürü hariç. Geliştirmiş olduğum beyaz lahana kürü iki avantajı aynı anda yakalamış ve uygulamış oluyoruz. Buna, bir taşla iki kuş vurmak da denebilir. Birincisi, <u>beyaz lahana kürü ile zayıflıyorsunuz. İkincisi, zayıflarken yağ dokusunun incelmesi ile yağ dokusunda zamanla birikmiş olan toksinler açığa çıkmaktadır.</u> Açığa çıkan bu toksinler vücutta beklemeden biyotransformasyona uğrayarak terleme, idrar ve dışkı yoluyla atılırlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi toksinlerin %95 i protein özellikli olduklarından yağ dokusunda depolanırlar. Yağ dokusunda depolanmalarının sebebi de toksinlerin yağda çözünme özelliğinin olmasıdır. Suda çözünme özellikleri olsa idi, yağ dokusunda depolanmazlar böbrekler üzerinden idrarla veya terleme yoluyla vücudumuzdan kolayca atılabilirlerdi. İşte, beyaz lahana kürü bir taraftan zayıflatıyor diğer taraftan da yağlar erirken, açığa çıkan toksinler de suda çözünme özelliği kazandığından organlara zarar vermeden vücuttan dışarı atılıyor. Beyaz lahana ile zayıflama kürü uygulanırken açığa çıkan toksinlerin organlara zarar vermesi söz konusu değildir. Beyaz lahana kürü uygulanırken cilt ve organlar olumsuz etkilenmezler.</p>
<p> <u>Beyaz lahananın bağırsak kanserine karşı koruyucu özelliği oldukça güçlüdür. </u>Beyaz lahana kürü kolon kanserine (bağırsak kanseri) yakalanma riskini en aza indiren sebzelerin en başında gelmektedir. Çünkü, bağırsağın iç yüzeyindeki mukozayı temizleme özelliği çok güçlüdür. Yapılan klinik deneyler beyaz lahana nın içerdiği kükürtlü bileşiklerin (kükürt içeren kimyasal maddeler) bakterileri öldür- düğünü kanıtlamıştır. Bağırsaklarda bulunan bazı bakteriler kansere neden olabilen proteinleri salgılamaktadırlar (üretmektedirler). Ülser problemi olanlar özellikle beyaz lahana tüketmelidirler.<u> Beyaz lahananın diğer bir özelliği de cildi tazelemesi ve güzelleştirmesidir.</u></p>
<p> <u>U-Vitamini ve Bağırsak Kanseri</u><br /> Vitamin denildiği zaman ilk aklımıza gelenler; A, B, C, D, E, K vitaminleridir. Tüm bunların dışında kimyasal adı &quot;Methylmethioninesulfonium chloride (MMSC) olan, kırmızı ve yabani lahana&#8217;da bulunan U-vitamininden bahsetmek istiyorum. Belki, U-vitamininin adını ilk defa duyuyorsunuzdur.<u> U-vitamini gerçekte, vitamin değildir. Ulcer (ülser) kelimesinin baş harfi seçilmiştir. Bunun sebebi de çok eskiden beri bilinen bu madde, ülser tedavisinde kullanılmaktadır.</u> Gastric disorder (mide rahatsızlıklarında) kullanıldığı çok eskiden beri bilinmektedir. Her ne kadar literatürde u-vitamininin gastric (mide) ve peptic (sindirim) şikâyetlere karşı kullanımı bitkisel tedavi uzmanları tarafından öneriliyor ise de, bu konuda henüz klinik deneyler yapılmamıştır. Vücut tarafından çok kolay ve hızlı absorbe edilir ve de antioksidan özelliği olan bir maddedir. Bağırsak ve mide hücrelerinin mukoza (mucus) salgılamasını artırarak, bağırsağın ve mide iç yüzeyinin koruyucu mukoza tabakasıyla kaplanmasını sağlar. Benim çalışmalarımda gördüğüm, <u>özellikle yabani lahanada ve kırmızı lahanada daha bol bulunan bu vitamin, bağırsak kanserinin tedavisinde tek başına (monotherapy olarak) kullanılabilecek etkin maddenin temel formülünü, diğer bir ifade tarzıyla bağırsak kanserinin tedavisinde ana çıkış formülünü oluşturmaktadır.</u> Bu temel etkin maddenin üzerinde yapılacak olan bazı modifikasyonlardan (örneğin, moleküler düzeyde radikal ilavesi yapılarak) sonra bağırsak kanserinin tedavisinde doğrudan doğruya büyük bir başarıyla kullanmak mümkün olabilecektir. Burada yeri gelmişken önemli bir noktayı hatırlatmakta fayda görüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi U-vitamini antioksidan özelliği olan bir maddedir. Antioksidanlar, kansere neden olabilen serbest radikallerin yok edilme- sinde etkin rol oynayan maddelerdir. U-vitamini de lycopen, quercetin, sulforafen ve E-vitamini gibi bir antioksidandır. Antioksidanlar, serbest radikalleri zararsız hale getirdiğinden dolayı kansere karşı bir önleyici olarakta önerilmektedir. Antioksidan lar, serbest radikalleri yok ettiğinden (zararsız hale dönüştürdüğünden) dolayı bağışıklık sistemini de güçlendiriyor demektir. Güçlü bir bağışıklık sistemi, kansere karşı vücudu dirençli kılmak demektir. Değerli okuyucu, benim U-vitamini üzerinde yaptığım çalışmalarımda gördüğüm, bu maddenin antioksidan özelliği değil (bu özelliği zaten biliniyor), doğrudan doğruya bağırsak kanserinin tedavisinde kullanılabilecek olmasıdır. Kısaca, bağırsak kanserinin tedavisinde herhangi bir yan tesir göstermeden doğrudan kullanılabilmesidir. U-vitamini kürü, kanser tedavisinde kemoterapinin (ilaç tedavisi) veya radyoterapinin (ışın tedavisinin) gösterdiği yan tesirlerin hiç birini göstermez. U-vitamininin, bağırsak kanserinin doğrudan tedavisinde kullanılabileceğini dünyada ilk defa kitabımda açıkladığım için insanlığa hizmet verebilmiş olmanın mutluluğunu yaşamaktayım.</p>
<p> <u>Radyoterapi ve/veya Kemoterapi sonrası Beyaz Lahana Kürü</u>Bir çok kanser hastası, ameliyatsız veya ameliyat sonrası radyoterapi (RT) ve/veya kemoterapi (KT) veya da hormon tedavisi (HT) görmektedirler. Özellikle RT ve KT den sonra bu hastalar kendilerini yorgun ve halsiz hissetmektedirler. Yine bir çoğu dolaşım bozukluklarından şikâyet etmektedirler. Radyoterapi esnasında uygulanmak ta olan kısa dalgaboylu X-Işınları (Röntgen ışınları) dokuda değişik karakterde toksin özellikli kimyasal maddelerin oluşumuna neden olmaktadır. X-Işınlarının (RT) uygulanması esnasında yine, bir çok molekül küçük parçalara bölünmektedir. Parçalanan bu moleküller, yüksek derecede reaksiyona girme yatkınlığı gösterdikle rinden oldukça zararlıdır. İşte, radyoterapi veya kemoterapi uygulama sonrası uygulanacak beyaz lahana kürü, vücudu arındırmakta, oluşan toksinlerin vücuttan atılmasında mükemmel bir yardımcıdır. Bu amaçla uygulanacak olan kür, aşağıda belirtildiği gibi toksin atıcı kürdür.</p>
<p> <u>Beyaz lahana kürü ve şeker hastaları</u>Beyaz lahana üzerine yapmış olduğum en son araştırma sonuçlarından bir tanesi de yüksek kan şekerini dengeli bir şekilde, vücuda zarar vermeden düşürmesidir. Beyaz lahananın bu gücü öylesine etkilidirki, kan şekeri yükselmiş olan şeker hastalarının adeta imdadına yetişiyor. Özellikle şeker hastalarının çok sık yaşadığı sorunlardan bir tanesi de dolaşım bozukluğudur. Şeker hastalarının kan şekerinin düşürülmesinde ve dengelenmesinde beyaz lahana kürü mükemmel bir takviyedir. Şeker hastaları için hazırlama ve uygulama şekli tamanen farklı, beyaz lahana kürü geliştirdim. Bu kürün uygulanışı ile ilgili olarak beş numaralı kürü okuyunuz. Değerli okuyucu, şeker hastalarının sıkca yaşadıkları kan dolaşımı bozukluğundan bahsettim. Burada çok önemli bir gözlemimden bahsetmek istiyorum. Bazı şeker hastaları kullandıkları tabletlere rağmen (insulin hariç) kan şekerlerini düşürmekte zorlandıklarını anlatmaktadırlar. Bu grupta olan şeker hastaları aynı zamanda dolaşım bozukluğu şikâyetlerinin olduğundan da bahsetmektedirler. Genel bir kural olmasa da, şeker hastası olan kişi aynı zamanda dolaşım bozukluğu yaşıyorsa, bu grupta olan şeker hastaları tabletlerini almalarına rağmen kan şekerlerini kontrol etmekte ve düşürmekte oldukça zorlandıklarını bildirmektedirler. Dolaşım bozukluğu ortadan kalktığı taktirde kan şekeri hem kolayca kontrol altına alınabilmekte hem de daha kolay normal seviyesine düşebilmektedir. İşte, bu grupta olan şeker hastaları için bir taraftan dolaşım bozukluğunu ortadan kaldırmak diğer taraftan da kan şekerlerini daha kolay kontrol altına alabilmek ve düşürebilmek için beyaz lahana kürü geliştirdim. Bu kür için beş numaralı kürü okuyunuz.</p>
<p> Bazı insanların özellikle ayak baldırlarından kalçalarına kadar olan bölgelerinde yer yer kılcal damarlarının çatladığı (capillary-fragility) görülür veya da deri yüzeyine yakın kılcal damarlar belirgin bir şekilde gözlenebilmektedir. İleri aşamalarında bu durum bazı belirgin şikayetlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu şikayetler özellikle kış aylarında soğukların başlamasıyla kendisini daha çok göstermeye başlar. Bu şikayetlerin başlıcaları kılcal damarların belirgin olarak görüldüğü bölgede yüzeysel yanma duygusunun başlamasıdır. Fazla yürüdüğünüz zaman yanma daha çok artar ve dinlenmekle de bu yanma duygusu geçmez. Biraz fazla yürümek ağrı vermeye başlar. Uzun müddet ayakta kalınca hem yanma hem de ağrı artmaya başlar. Yanmanın olduğu yüzeyde hissetmeme duygusu da (yüzeysel his kaybı) kendisini belirgin bir şekilde belli eder. Yanma ve ağrının olmadığı zamanlarda o bölgedeki yüzeysel his kayıbı devam edebilir. Her geçen yıl yanma bölgesindeki yüzeysel his kaybı artışı kendisini gösterebilir. Bu durumda beyaz lahana bir mucize gibi imdadınıza yetişir. Bunun için aşağıda verdiğim iki nolu kan dolaşımı uygulamasını kullanabilirsiniz. Şikayetlerinizin nasıl ortadan kalktığını hayretle gözleyeceksiniz. Aynı şikayetlerden muzdarip onlarca insan tanıdım. Kendilerine kullanma şeklini aşağıda belirttiğim beyaz lahana kürünü önerdim. Kısa bir zaman sonra bu insanlardan gelen mesajlar bana beyaz lahananın nasıl bir mucizevi bitki olduğunun ve de araştırmalarımda elde etmiş olduğum sonuçların da birer kanıtı olmuştur.</p>
<p> Burada hemen şu açıklamayı yapmayı uygun buluyorum, normal kilosu olan insanlarda su, yağ ve protein dağılımı kabaca; %60 su, %20 yağ ve %20 protein şeklindedir. Fazla kilosu olanlarda bu dağılım yaklaşık %40 su, %40 yağ ve %20 proteindir. Dikkat edilecek olursa protein oranı pek fazla bir değişim göstermemek tedir. Buna karşı yağ oranı artmakta ve su oranı da azalmaktadır. Yani kaba bir yaklaşımla şunu söyleyebiliriz, kilo alırken vücudumuzdaki su ve yağ oranı değişmektedir. Kısaca vücudumuzdaki yağ oranı artmakta ancak su oranı azalmaktadır. Bu noktada önemle vurgulamak istediğim husus şudur, kilosu fazla olan insanların, normal kilolu insanlara göre daha fazla su içmeleri gerekir. Bunun sebebi ise, kilo aldıkça insan vücudunda su oranının azalmasıdır. Normal kilosu olan bir insan günde en az 1,5 litre su içmek zorundadır.</p>
<p> Vücudumuzda her an milyonlarca kimyasal reaksiyon oluşmaktadır. Bunların bazılarının sonucunda toksinler oluşmakta veya tükettiğimiz birçok besinde de toksinler bulunmaktadır. Toksinlerin genel bir özelliği yağda çözünme özelliğinin olmasıdır. Bu özelliğin anlamı şudur; dışardan besinler yoluyla aldığımız veya vücudumuzda oluşan toksinlerin bir kısmının vücudumuzdaki yağ dokusunda depolanmalarıdır. Buradan iki önemli sonuç çıkartabiliriz: Birincisi, kilolu bir insanın kısa zamanda kilo verdiğini düşünün, kilo verirken yağlar erimekte (buna yanma demek daha doğrudur) ve depolanmış toksinler açığa çıkmaktadır. Hızlı bir şekilde kilo verildiği zaman bol miktarda açığa çıkan bu toksinler sağlığımızı (organlarımızı) olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle hızlı kilo verilmemesi gerekir. İkincisi ise kilomuz arttıkça vücudumuzdaki su oranı da azalmaktadır. Su, bütün organların rahat bir biçimde çalışabilmesi ve toksinlerin atılabilmesi için çok mühimdir. Ayrıca hücrelerimizde ceryan eden elektrokimyasal reaksiyonlar vasıtasıyla sudan oksijen kazanılır, tıpkı bir elektroliz gibi. Dikkat edilecek olursa kilo arttıkça vücudumuzdaki yağ oranı artmakta ancak vücudumuzdaki toplam su miktarı azalmaktadır. Bu nedenle özellikle kilolu insanların gün boyu yeteri kadar su alımına dikkat etmeleri gerekir. Fazla kilosu olan insanların hareket etmek istememelerinin ve kendilerini yorgun hissetmelerinin arkasında yatan gerçeklerden biri de vücutlarında yeteri kadar suyun depolanamayışından kaynaklanmaktadır. Çünkü, hücrelerin ihtiyacı olan oksijen, sadece solunum yolu ile aldığımız oksijene bağlı olmayıp, hücrelerde suyun elektrokimyasal olarak elektrolizi sonucunda ortaya çıkan oksijene de bağlıdır.<br /> Beyaz lahana, vücudumuzda biriken toksinlerin dışarı atılmasını (detoxification) en iyi sağlayan bir sebzedir. Aşağıdaki uygulamaya göre uygulanacak olan beyaz lahana kürü, vücudumuzda biriken toksinleri çok rahat bir biçimde idrar, terleme ve dışkı yoluyla dışarı atmamıza yardımcı olur. Bu sayede bağışıklık sistemini hem güçlendirmiş hem de uyarmış olur. Türk mutfağının vazgeçilmez sebzesi olan beyaz lahana zor hazımlı ve gaz yapıcı olmasına rağmen gerçek bir şifa kaynağıdır.</p>
<p> Değerli okuyucu, <u>beyaz lahana glucosinolate adı verilen madde içermektedir. Bu maddenin en önemli özelliği mikroorganizmaların büyümesini ve çoğalmasını engellemesidir (inhibe etmesidir). </u>Bu özelliğinden dolayı bağışıklık sisteminin güçlenmesinde doğrudan etkilidir. Glucosinolate ve grubundaki etkin maddeler diğer bir çok sebzede de bulunmaktadır. Ancak, beyaz lahana ile bu bakımdan başka hiç bir bitki boy ölçüşemez. Neden, beyaz lahana böyle diye sorarsanız, beyaz lahanayı bir bütün olarak değerlendirmek gerektiğini söylerim. Çünkü, glucosinolate&#8217;ları böylesine etkili ve güçlü kılan, taze beyaz lahanadaki diğer bazı önemli etkin maddelerin bulunmasıdır. Hele hele kan dolaşımını düzenlemesindeki gücü başka hiç bir sebze ve meyvede bulunmayan potansiyel bir güçtür. Elektrik işletme sinde çalışan kilolu bir insanla tanıştım. İşim yapılırken bana, geceleri uyurken soluğunun durduğunu ve ani olarak korkarak uyandığından bahsetti. Hekimlerin dolaşım bozukluğu teşhisi koyduğunu söyledi. Ayrıca, zayıflaması gerektiğini de söylemişler. Kendisine, hekiminin önerilerine uymasını, takviye olarakta kitabımda taze beyaz lahana ile ilgili bölümde &quot;Kan Dolaşımı Düzenleyici Kür&quot; ü uygulamasını önerdim. Bu kişi beni bir gün telefonla arayarak, &quot; Hocam size ne kadar teşekkür etsem azdır. Söylediğiniz kürü uyguladıktan bir hafta sonra rahat rahat uyumaya başladım, geceleri soluk durması gibi şikâyetlerimde tamamen ortadan kalktı. Üstelik kiloda verdim.&quot; Apnoe adı verilen bu şikâyetin tetikleyici sebeplerinden en önemlisi uyku esnasında kan dolaşımı bozukluğunun yaşanmasıdır. Bu konuda aşağıdaki iki nolu kürü okuyunuz.</p>
<p> <u>Beyaz lahana ve B12-vitamini</u><br /> B12-vitamini sadece hayvansal besinlerde bulunur. Ancak, beyaz lahananın fermentasyonu sonucunda B12-vitamini bakımından zengin, ekşi tadı olan ferment-lahana oluşur. Bu özellik hemen hemen başka hiç bir bitkide yoktur.</i></font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/lahana-mucizesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lahana yaprağı</title>
		<link>http://www.kadinisterse.org/lahana-yapragi.html</link>
		<comments>http://www.kadinisterse.org/lahana-yapragi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 22:21:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tıp]]></category>
		<category><![CDATA[Lahana]]></category>
		<category><![CDATA[yaprağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[arkadaşlar size bir şey sormak istiyorum omuzlarım çok ağrıyor bir arkadaşım omuz ağrısına lahana yaprağını haşlayıp ılık bir şekilde omuzuna koyup daha sonra ılık ütü ile ütüleyecekmişim ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>arkadaşlar size bir şey sormak istiyorum omuzlarım çok ağrıyor bir arkadaşım omuz ağrısına lahana yaprağını haşlayıp ılık bir şekilde omuzuna koyup daha sonra ılık ütü ile ütüleyecekmişim <img src="/resimler/icon_confused.gif"" border="0" alt="" title="kafamçokkarıştı" class="inlineimg" /><br /> çok ilgincime gitti bu konu hakkında bilgisi olan var mı acaba yada omuzlar yapabileceğim herhangi bir şey??</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinisterse.org/lahana-yapragi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

